You are using an outdated browser. For a faster, safer browsing experience, upgrade for free today.
Blog & Makaleler

YAPAY ET BİR KURTARICI MI? LABORATUVARDAN TABAĞA ET



Ne Yediğini Ne İçtiğini Bil

YAPAY ET BİR KURTARICI MI?

LABORATUVARDAN TABAĞA ET

İnsan tüketimi için laboratuvar ortamında yapay  et üretime  kavramı bir süredir ortalıkta dolaşıyor.  Bilimsel  literatürde “laboratuvar eti”, “yapay et”, “sentetik et”, “hücre kültürü eti”, “test tüpü eti” gibi çeşitli isimlerle de  anılıyor.  Sanayici ve toplum mühendisleri  tarafında ise “temiz et”, “kültürlü et” olarak  tanımlanıyor.  Yapay et,  eti  çiftlik hayvanlarından üretmek yerine laboratuvarda hayvan kök hücrelerinden kas dokusu büyümesi anlamına gelir.   Yapay et özetle laboratuvar koşullarında  üretilen bitki bazlı protein formülüdür. Yapay et , etin kesilmiş hayvanlardan değil, hayvan hücrelerinin laboratuvar ortamında hücre kültürü ile üretilmesidir. “Hücresel tarım” olarak da adlandırılabilir. 

Kök hücrelerden doku üretmekte kullanılan doku mühendisliği teknikleri laboratuvar eti oluşturma çalışmalarının esasını oluşturuyor. Laboratuvar etlerinin üretiminde sığır, koyun, domuz, balık, tavuk gibi hayvanlar; toprak, çayır ve meralar, su ve yem bitkileri gibi hayvansal üretimin esasını oluşturan girdiler kullanılmıyor. Onların yerine  laboratuvar ortamında çeşitli kimyasallar kullanılıyor. Önümüzdeki  onbeş yirmi yıl içinde marketlerde satılan etlerin büyük bir kısmının meralarda, kümeslerde  ya da çiftliklerde değil laboratuvarlarda üretileceğini hayal edebiliyor musunuz? Ağız tadıyla et yemenin  nostaljik anıları haline gelmesine pek az bir zaman kaldı gibi görünüyor.

Peki bu et sağlıklı ve güvenli olacak  mı? Bunu şimdilik bilmiyoruz. Sadece geçmiş deneyimlere dayanan bir takım öngörülerde bulunabiliyoruz.

İşin ekonomik boyutuna gelince , laboratuvarda et üretim biçimi devrimi tarımsal üretimi kökten değiştirecektir.

Biz ülke olarak böyle bir geleceğe hazır mıyız? Hazır olmak için bir çabamız  var mı?

Maalesef çok da yok, bildiğim kadarı ile dünyada böyle bir geleceğe yönelik hazırlık yapan şirketler ve bu konuyu araştıran kurumlar  var. Türkiye’de de Ankara üniversitesi Teknokentte bir firma bu konuda araştırma yapıyor. Umarım bu konuda araştırma yapan şirket ve bilim insanı sayımız hızla artar.

Son yıllarda sofralarımızı tehdit eden GDO, NBŞ, hormon, akrilamid ve daha birçok tehlikeden sonra yapay et ve et ürünleriyle daha da büyüyen gıda terörü geleceğe yönelik büyük bir tehdit barındırıyor.

Doğal beslenmenin öneminin her geçen gün daha fazla anlaşılmasına karşı yapay et kavramı dayatılarak bir şekilde günlük hayatımıza sokulmaya çalışılması insan sağlığının hiçe sayıldığının bir göstergesi.

Bu konu ülkemiz medyasında “laboratuvarda % 100 gerçek et üretildi”, “kurban kesmek tarih mi olacak?”, “açlık sorununa çözüm”, “iklim krizine çözüm”, “orijinali ile aynı tadı veren temiz et üretildi” şeklindeki haber başlıkları ile yer aldı. Bu haberlerde özetle;

Gelecek nesillerin protein açığını kapatmak, hayvancılık için gerekli arazilerden tasarruf etmek, hayvancılık yaparken oluşan sera gazının etkisini mümkün olduğunca azaltmak, hayvan haklarını savunmak, hayvan kaynaklı hastalıkların insanlara geçmesini önlemek için yapay et üretimi yapılmalıdır

Yapay  et işlemi% 99 daha az arazi,% 96 daha az su gerektirir ve geleneksel sığır etine kıyasla sera gazı emisyonlarını% 74 ila 87 oranında azaltabilir. 

İddialarına yer verilmekteydi.  Oysa bunların hiçbiri gerçeği yansıtmıyor.

Laboratuvardan tabağa? Hücre bazlı et, tadı damağınızda etki  bırakmayabilir, ancak yatırımcıların iştahını kabarttığı kesin. Laboratuvarlarda üretilen  eti market raflarına taşıma yarışı kızışıyor.  Gıda endüstrisinde daha fazla kâr elde edebilmek için sermaye sahiplerinin ne kadar ileri gidebileceğini de göreceğiz.

Yapay Etin Geleceği

Bazı araştırmacılar, yapay  et ürünleri gibi eti genel nüfus için erişilebilir hale getirmenin yeni yolları olmadan, etin herkesin erişemeyeceği pahalı ve lüks bir gıda haline geleceğini tahmin ediyor. Yapay  et henüz tüketiciler için mevcut değil, ancak araştırmacılar muhtemelen yaklaşık 20 yıl içinde olacağını tahmin ediyor. 

Laboratuvar eti üretimi çalışmaları endüstriyel hayvancılıkta, iklim krizinde en büyük payı olan şirketlerin sağladığı fonlarla yürütülüyor.

Laboratuvar eti üretiminin Avrupa’daki hâlihazırdaki hayvancılık üretimi ile kıyaslandığı bir çalışmada hangi hayvandan elde edildiğine bağlı olarak laboratuvar eti üretiminin yüzde 7-45 oranında daha az enerji kullanımına; yüzde 78-96 arasında daha az sera gazı salımına neden olacağı ve su kullanımını da yüzde 82-96 arasında azaltacağı dile getiriliyor.

Ancak  endüstriyel hayvancılık sektörünün şu an sadece deneysel bir teknik olan, yani sadece laboratuvar ölçeğinde icra edilebilen laboratuvar eti üretimi ile kıyaslanıyor olması mantıklı değil. . Çünkü laboratuvar ölçeğinde, yapılan çalışmaları büyütmeye, ticari üretim ölçeklerine dönüştürmeye başlandığında ön görülmeyen  gelmeyen sorunlar ortaya çıkar.

Yapay et üretiminin doğa için bir çok avantajı olduğu savunulsa da inanç hassasiyetine  göre tüketilmesinin uygun olup olmadığı tartışılmaktadır. Canlı bir hayvandan biyopsi yöntemi ile alınan ve hücrelerin geliştirilmesi ile oluşan yapay et tüketimi dini açıdan bir çok soruyu beraberinde getirmektedir.

Yapay et üretimi ile beraber tüketicilerin etik kaygıları da ortaya çıkmıştır. Çünkü yöntemin insan kas dokusundan da ilerleyen dönemlerde üretilebileceği düşünülerek yamyamlığa  neden olabileceği endişesi oluşmaktadır.

Hücre sayısını artırmak için gerekli olan çok sayıda çoğalma nedeniyle hücrelerin genetik dengesizliği  endişe vericidir. Başka bir deyişle, kanserli hücrelerin açıkça tanımlanmadan geniş miktarda hücre içinde gelişmesi ve mevcut olması mümkündür. Bu konu tüketici sağlığı açısından hassas bir konudur. Herhangi bir sağlık sorununa sebep olmayacağı ayrıntılarıyla tespit edilmelidir.

Sonuç

Yapay et destekleyicilerinin, insan hastalıklarını tetikleyen faktörlerden yoksun et kültürü elde etmek için bir fırsat olduğunu ve böylece daha sağlıklı bir ürün yaratıldığı öne sürülmektedir. Bu yorum doğru olabilir, ancak daha fazla araştırma gerektirecektir.

Yine yapay etin destekleyicileri, yapay etin, mikroorganizmalardan ve parazitlerden arındırılacağını, çünkü dış ortamdan izole olarak üretileceğini savunuyorlar. Bununla birlikte, yüksek hücre proliferasyon hızı, sporadik kanserli hücrelerin proliferasyonunu ve potansiyel olarak indükleyen hücrelerin genetik dengesizliğini indükleyebilir. Ek olarak, hücre kültürü için gerekli olan tüm kimyasal ürünlerin (hormonlar, besin maddeleri vb.) besin tüketimi açısından güvenli olup olmamaları konusunda garanti verilememektedir.

Öncelikle bu tip bilimsel çalışmalara mutlaka devam edilmelidir. Ama sorun  bu tip çalışmaların daha en baştan piyasaya koşulları  gözetilerek, ticari amaçlarla yapılıyor olması. Daha kötüsü kamuoyu yapılan işin boyutları hakkında gerçekler değerlendirilmeden, doğru düzgün bir  tartışma ortamı olmadan insanlarda algı  oluşturulmasıdır.

Umarım yapay et gibi projeler bir gün açlığa çare bulunur. Ama şimdilik kısıtlı olan kaynaklarımızı verimli ve tutumlu bir şekilde kullanarak, tüm insanlık adına üstümüze düşeni yapmaya devam etmeliyiz.

  • Paylaş